İngilizce’de kullanılan “conditional sentences” yapısının Türkçe’deki karşılığı “koşul cümleleri” olarak adlandırılır. Adından da anlaşılacağı gibi koşul/ şart cümlesi bir şeyin yapılabilmesi veya bir durumun gerçekleşebilmesi için başka bir durumun yerine getirilmesi zorunluluğunu ya da gereğini belirtir.
Koşul cümleleri iki cümlecikten oluşur :
If clause (koşul cümleciği), main clause (ana cümle).
Main clause (ana cümle) if clause (koşul cümleciği).
Eğer bir if clause, sonuç cümlesinden önce kullanılırsa (,) ile ayrılır. Örnek (a).
Fakat, sonuç cümlesi “if clause”dan önce kullanılırsa (,) kullanılmaz. Örnek (b).
If you want to pass your exam, you have to study hard. (Eğer sınavını geçmek istiyorsan, çok çalışmak zorundasın.)
She should eat less if she wants to lose weight. (Eğer kilo vermek istiyorsa, daha az yemeli.)
A. Zero Conditional (Sıfır Koşul Durumu)
Bu tip koşullu cümleler genel doğrular, doğal gerçekler hakkında konuşulurken kullanılmaktadır. Ayrıca neden ve sonuç, genel gerçekler, alışılagelmiş tepkiler, direktif, açıklama ve yönergelerden bahsederken de sıfır koşul durumu kullanılır.
Sıfır koşul durumunun yapısı :
If + Simple Present, Simple Present
If you go round the world, you return to the same point. (Eğer bütün dünyayı dolaşırsan, aynı noktaya geri dönersin.)
If you heat the metal, it expands. (Eğer metalı ısıtırsan, genişler.)
If you boil water, it evaporates. (Eğer suyu kaynatırsan, buharlaşır.)
B. First Conditional (Birinci Koşul Durumu)
Birinci koşul cümlesi, şu anda ya da gelecekle ilgili gerçekleşmesi muhtemel durumlardan söz ederken kullanılır.
Çoğunlukla kullanılan şekli :
If + Simple Present, WILL Future
NOT: Ayrıca, şart cümleciği geniş zaman olurken, ana cümle geniş zaman, present perfect tense, şimdiki zaman ya da yardımcı fiil (can, could, should, must, have to, may, might, will, vb.) ile kurulan bir cümle olabilir.
If it rains, we won’t go outside. (Eğer yağmur yağarsa, dışarı çıkmayacağız.)
If Kate enters the competition, she will win. (Eğer Kate yarışmaya girerse, kazanacak.)
If Okan doesn’t come, the meeting will be cancelled. (Eğer Okan gelmezse, toplantı iptal edilecek.)
Ana Cümle (Main Clause) ile Kullanılan Yapılar:
Will
If he's late again, the boss will be very angry. (Tekrar geç kalırsa, patronu çok kızacak.)
Can/ May (izin)
She can/ may leave early if she’s finished her work. (Eğer işini bitirdiyse, erkenden çıkabilir.)
May, might, could (Olasılık)
I may/ might/ could come and visit you in America next year if I save enough money. (Eğer yeteri kadar para biriktirirsem, seneye Amerika’ya gelebilir, seni ziyaret edebilirim.)
must, have to (Zorunluluk)
You must/ have to study hard if you want to pass the exam. (Eğer sınavı geçmek istersen, çok çalışmak zorundasın.)
Should, had better, ought to (Tavsiye)
If you go to İstanbul, you should/ ought to/ had better visit Dolmabahçe Palace. (Eğer İstanbul’a gidersen, Dolmabahçe Sarayı’nı ziyaret etmelisin.)
Imperative (Emir Cümlesi)
If the radio doesn’t work, push this botton. (Eğer radyo çalışmazsa, bu düğmeye bas.)
If’li Cümlede (If Clause) Kullanılan Yapılar :
Simple present (Geniş Zaman)
If he doesn’t hurry, he will be late for the meeting. (Eğer acele etmezse, toplantıya geç kalacak.)
Present Perfect (have+Verb3)
If you haven’t decided on a vacation yet, you may go to Karaburun. (Henüz tatil için bir yere karar vermediysen, Karaburun’a gidebilirsin.)
Can (Yetenek)
If I can save enough money, I might buy a car. (Eğer yeterince para biriktirebilirsem, araba alabilirim.)
Present Continuous Tense (Şimdiki Zaman)
If she is studying in her room now, I had better not call her. (Eğer şu an odasında çalışıyorsa, onu aramasam iyi olur.)